anlambilim

Cumartesi, Aralık 02, 2006

SÖZCÜK ÖBEKLERİ

SÖZCÜK ÖBEĞİ
Yan yana dizilen sözcükler, ya yargı bildirerek tümceyi, ya da varlık ve devinimleri karşılayarak sözcük öbeklerini oluştururlar. Bu diziliş, Türkçenin söz diziminin bazı kurallarına bağlıdır. Türkçe söz diziminin en belirgin özelliği, ana öğenin genellikle sonda bulunmasıdır.

Sözcüklerin, bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu, devinimi karşılamak üzere, belirli kurallar içinde yan yana gelerek oluşturdukları sözcük topluluklarına sözcük öbeği denir.

Varlıklar, kavramlar, nitelikler, durumlar, devinimler birer sözcükle de karşılanır. Sözcük bunlardan birini karşılamaya yetmiyorsa, yani bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu, devinimi ancak birden çok sözcükle karşılayacaksak sözcük öbeklerini kullanırız.

Sözcük Öbeklerinin Görevleri ve Özellikleri

Tek sözcük ile karşılanmayan varlık, kavram, nitelik, durum ve devinimleri karşılar. Sözcük öbekleri, kavramları en verimli biçimde dile getirmede kullanılan kolaylıklardır.

Sözgelimi, “ipek” ve “böcek” sözcükleri tek başlarına birer varlığı karşılarlar. “ipek böceği” sözcük öbeğinin karşıladığı varlık tek, sözcük ise ikidir.

Bunun gibi “telefon etmek, kör olmak, fotoğraf makinesi” kavramlarını da tek sözcük ile karşılamak mümkün değildir.

Sözcük öbeği iki sözcükten oluşur.

Varlık, kavram, nitelik, durum ve devinimleri, anlamlarını genişleterek, belirterek, pekiştirerek, niteleyerek karşılar.

Örnek; “Işıl çiçeği arkadaşına uzattı.” tümcesini, “Küçük Işıl, elindeki kır çiçeklerini çok sevdiği arkadaşına uzattı.” biçiminde, varlıkların nitelik ve niceliklerini de bildirebiliriz.

Tümce ve diğer sözcük öbekleri içinde, tek sözcük gibi (ad, önad, belirteç ve eylem) görev yapar.

Küçük Işıl, / elindeki kır çiçeklerini / çok sevdiği arkadaşına / uzattı.
Ad ad ad eylem

Dallarda uzanan hışırtılar, / ağaçtan ağaca sürüklenerek, / ormanın kızıl
Ad belirteç ad
derinliklerinde / kayboluyordu.
eylem

elindeki / kır çiçeklerini
ad

çok sevdiği / arkadaşına
önad

Dallarda uzanan / hışırtılar,
önad

ağaçtan ağaca / sürüklenerek,
ikileme

ormanın / kızıl derinliklerinde
önad

Ana öğe öbeğin sonundadır.

Yemyeşil ovalar ana öğe: ovalar
Kuş sesleri ana öğe: sesler

Eyleme dayalı öbeklerde devinimin oluş sırası gösterilir.

Gülü koparıp koklayınca önce koparma, sonra koklama

Birleşik eylemle ilgeç öbeğinde ana öğe başta bulunur.

Gelebilmek ana öğe: gelmek
Adam gibi ana öğe: adam


Sözcük öbeklerinde öğelerin sırası, konuşma ve şiir dilinde değişebilir, araya öbekle ilgili olmayan sözcük girebilir.

Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl.
Gönlümü, Maraşlı’nın yaktı kara haberi.
Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak.

Kandilli yüzerken uykularda,
Mehtabı sürükledik sularda.

Sırtına Sakarya’nın Türk tarihi vurulur.
Hâlâ dilimdedir tuzu engin denizlerin.


Kelime gruplarının diğer kelimelerle ve kelime gruplarıyla ilişkisi, grubun sonundaki çekim ekleriyle sağlanır. Bu çekim ekleri sadece grubun son kelimesine değil, o gruba aittir.

Çalışkan insan, kendi varlığında hüküm süren bir aheng-i bütün kâinat-a nakleder.


İkiden fazla kelimeden oluşan gruplarda içe içe geçmiş, birbirini tamamlayan başka kelime grupları da bulunur.

Küçük oda
soluk ışık
mumun soluk ışığı
Küçük odadaki mumun soluk ışığı


Kelime gruplarının vurgusu grubun yapısına göre değişir.

Küçük odadaki mumun soluk ışığı
bütün kâinat


Türkçedeki sözcük öbekleri şunlardır:


1. AD TAMLAMALARI

Annem belediye doktoruydu. Penceresinden kavak ağaçları görünen bir sağlık ocağında çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada tek çocuk olmanın krallığını yaşar, oyalanır; haşarılıklarımın, afacanlıklarımın hoş görüleceğini bilmenin kolaylıklarından fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr oyun arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Annemin masasında, güzel çerçeveler içinde benim ve babamın resmi dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı. (Murathan Mungan; Pamukçuklar)

Yukarıdaki parçada en az iki kelimeden oluşan ve koyu harflerle yazılmış olan kelime gruplarının ilk kelimelerinin yazılmadığını düşünelim:

Annem doktordu. Penceresinden ağaçlar görünen bir ocakta çalışır, çoğu günler beni de yanında götürürdü. Orada krallık yaşar, oyalanır; kolaylıklardan fazlaca yararlanır, buna karşılık beni mıncıklamalarına, yanaklarımı pembeleştiren makaslar almalarına ses çıkarmazdım. Pencereden uzanır, uçuşan pamukçukları yakalamaya çalışırdım. Kavakları silkeleyen rüzgâr arkadaşım olurdu. Koca bahçe, önümde mülkümmüş gibi uzanır bense onu tasasız gözlerle izlerdim. Masada, içte, resim dururdu. Gurur duyardım. Kocaman bir masası ve koltuğu vardı. Annemi makamında daha çok severdim sanki, ya da sevgim başka bir boyut kazanırdı.

Öncesindeki kelimeler çıkarıldığında altı çizili olanların anlamları eksilmiş oldu. Kelime anlamı olarak değil de cümleye kattığı anlam bakımından eksilme oldu.

Annem doktordu. Ne doktoru?
Penceresinden ağaçlar görünen Ne ağaçları?
bir ocakta çalışır Ne ocağı?
Orada krallık yaşar Neyin ya da nerenin krallığı?
kolaylıklardan fazlaca yararlanır Neyin ya da nelerin kolaylıkları?
rüzgâr arkadaşım olurdu. Ne arkadaşı?
Masada, Ne ya da kimin masası?
içte, Neyin içinde?
resim dururdu. Neyin ya da kimin resmi?
Kocaman bir masası ve koltuğu vardı. Kimin?

İşte, dilimizde, kullandığımız kelimelerin (asıl unsur olan kelimelerin) tam olarak anlaşılması ve tanınması için onlardan önce bazı kelimeler getirerek anlamlarını tamamlarız.

Tanımı

Aralarında anlamca ilgili bulunan ya da sonradan ilgi kurulan, birinin diğerini iyelik yönünden bütünlediği iki isimden oluşan kelime gruplarına isim tamlaması[1] denir.

Özellikleri

Ad tamlamalarında birinci kelimeye tamlayan; ikincisine de tamlanan denir. Tamlayan, tamlananın anlamını bütünler. Tamlayan başta gelir, tamlanan sonda (şiirde yer değiştirebilir). Bu, “Türkçede yardımcı unsur başta; asıl unsur sonda bulunur” kuralına göre açıklanabilir. Asıl unsur tamlanandır. Ama vurgu tamlayandadır. Çünkü tamlayan sonradan eklenerek tamlananın anlamını bütünlemektedir.

“kenar” dendiğinde ne kenarı, neyin kenarı olduğu anlaşılmamaktadır. “deniz kenarı” diyerek “kenar”ın “deniz”e ait olduğunu belirtmiş oluruz. Bu durumda “deniz” vurgulu söylenir.

İnsanlar-ın vefasızlığ-ı vefasızlık, insanlara ait
Yalancı-n-ın mum-u bu mum, yalancıya ait
Köprü üst-ü bu üst (kısım), köprüye ait
Masa örtü-s-ü bu örtü, hem masaya ait, hem de masa üzerine sermek için kullanılır
Kumaş boya-s-ı bu boya, kumaş için kullanılır
Tahta fırça-s-ı bu fırça, tahta temizlemek içindir
Sabrın acı meyvesi bu acı meyve sabra ait, sabrın eseri.
Erik ağaçlarının pembe, beyaz çiçekleri
Bu pembe ve beyaz çiçekler erik ağaçlarına ait.

Ad tamlamasına özgü iki tane ek vardır:

Tamlayan eki ya da ilgi hâl eki: -(n)İn
Tamlanan eki, daha doğrusu iyelik ekleri: -(s/y)İ

Tamlayan, ek alsa da almasa da ilgi hâlindedir. Tamlayan zamir ise ilgi hâl ekini alır; isimse alır veya almaz. Tamlanan ise daima iyelik eki alır.

Tamlayan eki, isimleri isimlere bağlayarak tamlama kurmaya yarar.

Kitab-ın yaprağı yırtılmış.
Yalancı-n-ın mumu...
Gözlüğ-ün camı...

İyelik ekleri, isimlerin ve isim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların sahiplerini, ait oldukları kişileri belirten eklerdir. Tamlayansız kullanıldıkları zaman bu eklere iyelik zamirleri de denir.

kitab-ım, kitab-ın, kitab-ı, kitab-ımız, kitab-ınız, kitap-ları
masa-m, masa-n, masa-s[2]-ı, masa-mız, masa-nız masa-ları
su-y[3]-um, su-y-un, su-y-u, su-y-umuz, su-y-unuz, su-ları
ne-y-im, ne-y-in, ne-y-i/ne-s-i, ne-y-imiz, ne-y-iniz, ne-leri

İyelik ekleri isim tamlamasında tamlanana gelir:

Kapının kol-u,
işin baş-ı,
hayvan sevgi-s-i

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı...
Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı...

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.
İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Ad tamlamaları cümlede isim gibi kullanılır, isme getirilen ekleri alabilir, ismin aldığı görevleri yüklenebilirler: Cümle ve kelime grupları içinde isim, sıfat, zarf olarak kullanılırlar.

İsim, özne: Grubun lideri, arkadaşları adına bir konuşma yaptı.
İsim, yüklem: Beni üzen unutulmak değil dostlarımın vefasızlığıdır.
İsim, d.lı tüml.: Bu çiçekleri pencerenin önüne götür, lütfen.
İsim, nesne: Bu müzik sesi baş ağrılarımı bir anda dindirdi.
Sıfat Fatih’in geçtiği kapı
Sıfat El yayması eserler
Zarf Bütün aile pazar günleri bir araya gelirdi.

Tamlayan, tamlanan veya her ikisi birden kelime grubu olabilir.

Aşkın / şeref diyarı
Hısım akrabanın / sözleri
Gurbet duygusunun / hem kaynağı hem de sembolü
Göğün ve denizin / gözleri ve ruhu alabildiğine çeken mavilikleri

Birden fazla tamlayan ve tamlanan bulunabilir.

Evin / kapısı, penceresi
Göğün, ovanın / rengi
Savaşın, kızıl ve korkunç facianın / nasıl olduğu
Yirmi senenin / yazları, kışları, fırtınaları, güneşleri

Tamlayan cümle hâlinde de olabilir:

“Ben başaramam” sözünü bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz” nidalarıyla inledi.

Not: Günümüzde bu tür tamlamalar, tamlanansız kullanılmaktadır ki bu, yanlış bir tutumdur.

“Ben başaramam”ı bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz”lerle inledi.
Herkes birbirine “şimdi ne yapacağız”ı soruyordu.

Belirtili isim tamlamasında vurgu her iki unsurda da eşittir, ama belirtisiz isim tamlamasında tamlayan vurguludur.

Vapurun düdüğü
Vapur düdüğü

İyelik ekleri takısız ad tamlaması ve bazı ayrıksı durumlar dışında bütün ad tamlamalarında tamlananda bulunur. Ama bir kısmında tamlayan eki (ilgi eki) bulunmaz. İşte, tamlayanın ilgi eki alıp almamasına göre isim tamlamaları ikiye ayrılır:

a. Belirtili Ad Tamlaması

Tamlayanı ilgi eki; tamlananı da iyelik eki almış isim tamlamasıdır. Tamlayan tamlananın kime ya da neye ait olduğunu kesin olarak bildirir. Tamlayanda veya tamlananda belirsizlik yoktur. Yani belirli bir şey yine belirli bir şeye aittir. Ama bu aitlik geçicidir. Yani aynı tamlanan başka isimlerle de tamlanabilir.

“Sınıfın kapısı” dediğimizde nerenin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmektedir. Ama “sınıf kapısı” tamlamasında nerenin, neyin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmemektedir.

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

Baka kalırım giden geminin ardından.

Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine
Uzanmışım, kalmışım yaylının şiltesine,

Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı
Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı

Belirtili ad tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına sözcük(ler) girebilir. Bunların bir kısmı karma tamlama olarak bilinir:

oğlumun yıllar önce alınan kazağı.[4]
Çocuğun minik elleri
Şehrin günlerdir akmayan suları
İhtiyarın bir kış gecesi ölümü
Üsküdar’ın dost ışıkları
Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin.
Arkadaşımın bitmek bilmeyen aile sorunları beni üzüyor.
Serinliğini hissettin mi rüzgârın?

Belirtili ad tamlamasında, tamlayanla tamlanan şiir ve konuşma dillerinde yer değiştirebilir:

Cevabı yok geçmişime yönelttiğim sorularımın.
Kocaman bir masası ve koltuğu vardı annemin.
Serinliğini hissettin mi rüzgârın?
Su mudur sadece derdi milletin?
Sırtına Sakarya’nın Türk tarihi vurulur.
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Kimse duymaz çilesini tütmeyen ocakların.
Bıraktım ardını yıllarca koştuğum hevesin.
Tahsilin ticarette yeri yok.

Tamlanan ortaç veya ortaç öbeği de olabilir. Tabi bu ad tamlamaları ya ad olarak kullanılacaklardır ya da bir adın önadı olarak.

Bingöl çobanlarının / koyun otlatırken çaldıkları
Tyn. Tnn.
Asabî bir ağırlığın / göğsümden yükseldiği (an)
Tyn. Tnn.
Çılgın fırtınaların / döve döve yosunlattığı (kayalar)
Tyn. Tnn.
Parçaların / hızla kayarak etrafa yayıldığı(nı)
Tyn. Tnn.

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: İlgi eki almış olan bütün sözcükler ve sözcük öbekleri tamlayan, iyelik eki almış bütün sözcük ve sözcük öbekleri de tamlanandır.

Tamlayan ya da tamlanan söylenmemiş olabilir.

­Genellikle tamlayanı adıl olan tamlamaların tamlayanı düşer. Bu yüzden iki addan da zincirleme tamlama oluşabilir:

Konuşması herkesi rahatsız eder.
Yürüyüşünde de bir asalet vardı.
Kalemimin ucu bitti. Benim kalemimin ucu:

­Karşılıklı konuşmalarda tamlayan da tamlanan da düşebilir:

─Şu gelen kimin kızı?
─Hüseyin’in (kızı)

─Bu bey Ali’nin nesi?
─(Ali’nin) Amcası.

­Tamlanan yinelemeden kaçınmak için söylenmeyebilir.

Bu ev bir zamanlar bizim(evimiz)di.

Bazen tamlayan bir şeyin değil de bir niteliğin kime ait olduğunu bildiriyor olabilir:

öğrencinin çalışkanı,
sporcunun zekî, çevik ve ahlâklı olanı...

Senli benli konuşmalarda “koca, karı, oğul” gibi kelimeler ve iyelik ekleri düşebilir:

Emine’nin oğlu Duran→Emine’nin Duran.
Asımoğulları’nın Ali(si)
Bizim evimiz→bizim ev

“-dEn” eki tamlayan ekinin yerini tutabilir:

öğrencilerin bazıları→öğrencilerden bazıları
onların biri→onlardan biri

Tamlayan ekinin ikiden çok yinelemesi anlatım bozukluğuna yol açar.

Masanın ikinci çekmecesinin kulpunun koptuğunu biliyorum.
Pencerenin kenarının tamirinin yapılması gerekli.


b. Belirtisiz Ad Tamlaması

Tamlayanın ek almadığı, tamlananın da belirtili isim tamlamasında olduğu gibi iyelik eki aldığı isim tamlamasıdır.

Tamlayan ek (ilgi eki) almadığı için, yani tamlananın kime ya da neye ait olduğu tam olarak bilinmediği için belirtisiz denmiştir. Ama tamlanan ile tamlayan arasındaki ilişki daimidir.

“Sınıfın kapısı” dediğimizde nerenin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmektedir. Ama “sınıf kapısı” tamlamasında nerenin, neyin kapısı, hangi kapı olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Herhangi bir kapı var elimizde; bu kapının hangi sınıfa ait olduğunu bilemiyoruz; bilinen tek şey bu kapının genel anlamda sınıfla ilgili olduğudur. Kapı herhangi bir kapıdır; sınıf da herhangi bir sınıf... Yani bir genelleme söz konusudur.

Çoban çeşmesi, hayal iklimleri, ahududu şerbeti...

Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan ile tamlanan arasına sözcük girmez. Aşağıdaki gibi kurulan tamlamalar yanlıştır.

Konya eski milletvekili, Millî Eğitim eski Bakanı...

Tamlayan ile tamlanan yer değiştirmez.

Belirtisiz isim tamlamasında tamlayanın çeşitli görevleri vardır:

­Tamlananın türünü, kime ya da neye özgü olduğunu bildirir:
misafir odası, kömür sobası, ev terliği, çiçek saksısı, masa örtüsü...
otobüs bileti, coğrafya kitabı, kadın çorabı...

­Tamlananın neden yapıldığını belirtir:
kök boyası, biber dolması, gül kurusu, pirinç pilâvı, peynir tatlısı...

­Tamlananın çıktığı, yetiştiği, ait olduğu yeri belirtir:
Bursa şeftalisi, Amasya elması, İzmir üzümü, Bağdat hurması, yer elması, ağaç mantarı, su yılanı, dağ keçisi...
Sokak çocuğu...

­Tamlananın neye benzediğini belirtir:
dil peyniri, parmak üzümü, dil balığı...

­Tamlananın mesleğini ve görevini belirtir:
kayıt memuru, temizlik işçisi, fizik öğretmeni, ev kadını, okul müdürü, daire başkanı...

­Tamlananın nedenini belirtir:
sel felâketi, deprem yıkıntısı, kaza kurbanı...

­Tamlananın zamanını bildirir:
yaz yağmuru, sabah kahvaltısı...

­Tamlananın yapıldığı aracı bildirir:
telefon görüşmesi, çöp kebabı...

Belirtisiz isim tamlaması şeklinde özel yer adları vardır:

Konya Ovası, Topkapı Garajı, Taksim Meydanı, Boğaziçi Köprüsü, Çanakkale Köprüsü, Ankara Kalesi...

­Birinci unsuru özel isim olan tamlamalar, şekil bakımından belirtisiz oldukları hâlde, anlam bakımından belirtili isim tamlaması özelliği taşır.

“İstanbul şehri, Türk Dili, Tuz Gölü”

­Birinci unsuru cümle olan tamlamalar da anlam bakımından belirtili sayılırlar.

“Ben başaramam” sözünü bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz” nidalarıyla inledi.
Kiralıktır levhası
Birleşme aşkın mezarıdır iftirası

Not: Günümüzde bu tür tamlamalar, tamlanansız kullanılmaktadır ki bu, yanlış bir tutumdur.

“Ben başaramam”ı bir tarafa bırak.
Ortalık bir anda “isteriz”lerle inledi.
Herkes birbirine “şimdi ne yapacağız”ı soruyordu.

Kimi belirtisiz isim tamlamaları bitişik yazılır:
hanımeli, yüzbaşı, aslanağzı, yavruağzı...

Bazılarında da tamlayan çoğul eki alabilir:
öğretmenler odası, erkekler hamamı, kadınlar hamamı, karılar koğuşu...

Bazı belirtisiz isim tamlamaları belirtili yapılabilirken bazıları yapılamaz.

Kapı kolu → kapının kolu olur
Telefon görüşmesi → telefonun görüşmesi olmaz
Yaz yağmuru → yazın yağmuru olabilir
Çöp kebabı → çöpün kebabı olmaz
Misafir odası → misafirin odası olmaz

Belirtisiz bir isim tamlaması, belirtili isim tamlamasında tamlanan olarak görev yaptığında, kendi iyelik ekini değil, ana tamlamanın iyelik ekini taşır.

Çamaşır makinesi → benim çamaşır makinem
Şiir dünyası → onun şiir dünyası

Bazı belirtisiz isim tamlamaları, iyelik eki olmadan kullanılır. Bu durum Türkçeye aykırıdır.:

Şiş kebap(kebabı), Gönül Sokak(Sokağı), kestane kebap(kebabı), Çiçek Otel(Oteli)...

İsim tamlamalarını, tamlayanın ilgi eki alıp almamasına göre belirtili ve belirtisiz olmak üzere ikiye ayırmıştık. Bunların dışında üç isim tamlaması çeşidinden daha bahsedilebilir:

Takısız isim tamlaması
Zincirleme isim tamlaması
Karma tamlama[5]

Takısız isim tamlaması[6]

Tamlananın da tamlayanın da ek almadığı isim tamlamalarıdır.

Takısız isim tamlamasında tamlayanın görevi, tamlananın neden yapıldığını (aslını, ham maddesini) belirtmektir:

Çelik kasa, cam kavanoz, kâğıt mendil, taş duvar, bakır tepsi, naylon torba, tahta köprü, altın bilezik...

Not: Tamlayan tamlananın neye benzediğini belirtiyorsa sıfat tamlamasıdır.

Badem göz, sırma saç, aslan çocuk, kurt adam, ölü deniz, altın başaklar...

ipek gömlek: takısız isim tamlaması[7]
ipek saçlar: sıfat tamlaması
altın yüzük: takısız isim tamlaması
altın kalp: sıfat tamlaması
ölü deniz: sıfat tamlaması
ölü hayvan: sıfat tamlaması

Zincirleme isim tamlaması

Başlı başına bir isim tamlaması çeşidi değildir.

Bu tür isim tamlamalarının tek özelliği, bazen tamlayanın, bazen tamlananın, bazen de her ikisinin birden herhangi bir isim tamlaması olmasıdır. Yani ikiden fazla isimden oluşmasıdır. Bu durum bu kelime grubunun belirtili veya belirtisiz bir isim tamlaması olma özelliğini değiştirmez.

Zincirleme denmesinin sebebi de, önceden oluşturulmuş olan bir isim tamlamasına yeni bir unsur (tamlayan ya da tamlanan) daha ekleniyor olması veya iki isim tamlamasının birleştirilmesidir:

[çocuk + (sırt + çanta)] = çocuğun sırt çantası
[(su + ses) + nağme] = su sesinin nağmesi
[(şehir + hava) + kirlilik] = şehrin havasının kirliliği
[(hava + tahmin) + rapor] = hava tahmin raporu
[dünya + (kadınlar + gün)] = Dünya kadınlar günü
[(çelik + tencere) + marka] = çelik tencere markası
[(çocuk + edebiyat) + dizi] = çocuk edebiyatı dizisi
[(Ali + kardeşi) + (günlük + harçlık)] = Ali’nin kardeşinin günlük harçlığı[8]

Karma tamlama[9]

Özelliği şudur: Bir isim tamlamasının tamlayanının, tamlananının veya her ikisinin birden bir sıfat tarafından nitelenmesi ya da belirtilmesi[10]. Başka bir deyişle, tamlayan, tamlanan ya da her ikisi birden sıfat tamlamasıdır:

Issız sokakların hüznü
Buraların eski hâli
Yorgun köylülerin nasırlı elleri

[1] Ad takımı da denir.

[2] masa-s-ı örneğinde olduğu gibi -s- kaynaştırma harfi olarak da gösterilebilir, -si şeklinde eke de dahil edilebilir.

[3] “su” ve “ne” kelimelerine iyelik eki getirildiğinde araya “s” değil “y” kaynaştırma harfi girer.

[4] Aslında bunlar sadece belirtili isim tamlamasıdır. Aradaki açıklayıcı kelimeler tamlananın sıfatıdır. Bazılarına göre -aradaki sözler sıfat-fiil olduğu için- karma tamlamadır.

[5] Bunlardan takısız isim tamlaması, ilgi ve iyelik eklerini almamasına, yani eksiz oluşuna; zincirleme ve karma tamlamalar da kelime sayılarına ve kelime türlerine bakılarak belirlenmiş çeşitlerdir. Ama isim tamlaması için tamlananın belirlenmiş olup olmaması yeterli bir tasnif ölçütüdür. Yani belirtili ve belirtisiz isim tamlamaları yeterli iki çeşittir. Aksi hâlde isim tamlamalarının; kelime sayısına, kelimelerin türüne ve ek durumuna göre olmak üzere üç başlık altında yeniden çeşitlere ayrılması gerekir.

[6] Bu konu tartışmalı bir konudur. Bu tamlama çeşidinin sıfat tamlaması olduğu da söylenmektedir. Zaten yapı ve anlam bakımından sıfat tamlamasından pek farkı yoktur. Tek fark iki isimden oluşmasıdır.
Takısız isim tamlamasının belirtili veya belirtisiz isim tamlamasıyla da -uzaktan da olsa- ilgisi yoktur. Hâlbuki belirtili, belirtisiz ve zincirleme isim tamlamaları arasında bu ilgi oldukça kuvvetlidir. Çünkü isim tamlamalarında aitlik ve tür önemlidir; sıfat tamlamalarında nitelik ve nicelik. Öyleyse takısız isim tamlamalarında da nitelik ön plânda olduğu için bunlar da sıfat tamlaması sayılmalı. Ama bunun ÖSYM için şimdilik önemi yok. Çünkü sorular teoriyle değil pratikle ilgilidir.


[7] Gerçekten de “ipek gömlek” ile “ipek saçlar” tamlamaları arsında anlam bakımından oldukça büyük bir fark vardır. Biri neden yapıldığını bildirirken, diğeri neye benzediğini bildiriyor. Ama “ipek gömlek” tamlaması “ipekten gömlek” olarak; “ipek saçlar” da “ipek gibi saçlar” olarak söylenebilirdi. Bu durumda ikisi de sıfat tamlaması olarak kabul edilirdi.
[8] Aslında bu 8 tamlamanın her biri ya belirtili ya da belirtisiz isim tamlamasıdır.
[9] Zincirleme isim tamlaması gibi, hatta ondan daha tutarsızdır.
[10] Bu tamlamalarda sıfat kullanılması bunların belirtili ya da belirtisiz olma özelliğini değiştirmez

2 Comments:

Blogger serap said...

herşey bukadarkolay olsaydı insanlar

1:41 ÖÖ  
Blogger serap said...

hayata hep birşeyleri kazanmak için zamandan çalarız

1:43 ÖÖ  

Yorum Gönder

<< Home