anlambilim

Perşembe, Ocak 11, 2007

ANLAM VE ANLATIM YÖNÜNDEN TÜMCE

D. ANLAM ve ANLATIM YÖNÜNDEN TÜMCE

I. TÜMCEDE ANLAM

Tümce anlamı ile anlamlarına göre tümceler karıştırılmamalıdır. Bunlar birbirinden çok ayrı konulardır. Anlamlarına göre tümceler konusunda olumlu, olumsuz tümceler; soru, ünlem tümceleri vb. vardır.

Tümce anlamı, verilen bir tümcenin anlamını bulup aktarmakla ilgilidir. Bir tümceyi aynı anlama gelecek biçimde biraz daha farklı olarak, birkaç değişik ya da yeni sözcükle söyleyebilmek tümcedeki anlamı bulmak demektir.

Tümce anlamında verilen bir tümcenin anlamca özdeşi, karşıtı veya yerine konulabilecek tümce sorulur. Bu konu için ata sözü ve deyimler de kullanılabilir.

Örnek
“Konuyu oldukça genel yönleriyle ele almışsınız.” tümcesinin anlamca yerini tutabilecek uygun bir tümce:
Konuyu ayrıntılara inmeden işlemişsiniz.

Örnek
“Yazdıklarımda hep gerçeğe bağlı kalırım; çünkü ancak bu nitelikte bir yapıt yüzyıllar boyunca değerini koruyabilir.” tümcesine anlam bakımından en yakın tümce:
Beğenilen, kalıcı yapıtlar, her şeyi olduğu gibi yansıtanlardır.

Örnek
Kadınlar zayıftır, ama analar güçlüdür. = Analık kadına güç verir.

Verilen bir tümceyle ilgili soruyu yanıtlamadan önce o tümcenin anlamını iyi kavramak gerekir. Bir anlamda tümcenin ana düşüncesini saptamak... Ancak bu arada kişisel duygu, düşünce ve bilgilerimizi göz ardı etmeliyiz.

Örnek
“Sanat, başını bağlatmadığı sürece baş üstünde taşınacaktır.” tümcesinin konusu sanatın özgür olması gerektiğidir. Dolayısıyla bu tümcenin en uygun karşılığı şöyle olabilir:
Sanatın yüceltilmesi, bir görüşün buyruğunda olmamasına bağlıdır.

Örnek
“Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür, ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.” Tolstoy

Bu sözün iki yönü vardır:

1. Kişinin insanlığı değiştirmek istemesi
2. Ama kendini değiştirmemesi

Bu sözü daha değişik biçimlerde dile getirebiliriz:

İnsanlığı değiştirmek isteyenler önce kendilerini değiştirmelidirler.
İnsanlar kendilerini değiştirmeyi düşünmeden insanlığı değiştirmeye kalkışmaktadırlar.

Bu tümceden yola çıkarak ve bu tümceyi destekleyen başka tümceler de kurabiliriz:

İnsanlar demek ki kendilerini beğenmekte, insanlığı beğenmemektedirler ki kendilerini değil de insanlığı değiştirmeyi düşünüyorlar.
İnsanlığı beğenmeyenler önce kendilerini değiştirmelidirler; belki kendilerini değiştirdiklerinden insanlık da değişmiş olacaktır.
vb


Tümce anlamı konusunda şu özellikler gözden uzak tutulmamalı, bu konularla ilgili soruları yanıtlarken öncelikle bu kavramların ne oldukları bilinmelidir:

beğenme,
çaresizlik,
değerlendirme,
duygulara yer verme,
duyguları karıştırmama,
eşitlik,
gözlem,
ihtimal,
kararsızlık,
karşılaştırma,
karşıtlık,
korku,
koşula bağlılık,
nedenini belirtme,
nesnellik,
olabilirlik,
olasılık,
öneri,
öznellik,
sevinç,
şaşırma,
tahmin,
takdir etme,
tanımlama,
telâş,
uyarma,
varsayım,
yakınma,
yorumlama,
zorunluluk

1) TÜMCEDE EŞ ve YAKIN ANLAM

Aynı konuyu, aynı düşünceyi değişik sözcüklerle ve söz dizimiyle anlatan tümcelerdir. Tümce hangi sözcüklerle ve nasıl kurulursa kurulsun, biz, verilen tümcedeki düşünceyi aramalıyız. Bunun için o tümcedeki açar sözcükleri doğru saptamak; ayrıca tümcede kullanılan ilgeç ve bağlaçlara da ilgi çekmek gerekir.

"Konuyu oldukça genel yönleriyle ele almışsınız." tümcesinin eş anlamlısı.
-Konuyu ayrıntılara girmeden işlemişsiniz.

"Eskiden çok vakti yoktu, onun için uzun yazılar yazardı, şimdi vakti bol; daha kısa ve güzel yazılar yazıyor."
-Kısa ve özlü yazmak için uzun zamana ihtiyaç vardır.

"Şiire yaşlı bir şair gibi başlamak, genç bir şair gibi onu sürdürmek gerekir."
-Şiir, deneyim ve coşkunun ürünüdür. (?)

"Kimi genç şairler, şiirin kendileriyle başladığını, kimi yaşlı şairler ise şiirin kendileriyle bittiğini sanırlar."
- Şairlerin genci de yaşlısı da şiirde güzelliğin ve başarının ölçüsünü kendi şiiriyle sınırlar.


2) NEDEN-SONUÇ TÜMCELERİ:

Neden-sonuç tümceleri iki bölümden oluşur. Birinci bölüm neden , ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Bu tür sorularda eylemin hangi nedenle oluştuğu bizim için önemlidir. Daha çok "için, -den, -diğinden, ile" gibi ilgeçlerle sağlanır.

Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.
Seni ziyaret edemedim, çünkü hastaydım.
Yağmurun yağmasıyla herkes içeri kaçıştı.
Yorgun olduğu için işi erken bıraktı.
Kazanamama korkusuyla gece gündüz çalışıyor.
Maddi imkansızlık yüzünden okuyamamış.
Fazla ışık gözlerime dokunduğundan perdeyi kapattım.
Büyükbaba öldü, sonra üzüntüsünden büyükanne öldü.
Müdür, yaşlı adama ters ters baktı. Adamcağız utancından büzüldükçe büzüldü.
Saha çamur olduğu için maç ertelenmiş.
Çocukların susuzluktan dudakları çatlamıştı
Şiddetli soğuklardan elleri ince ince yarılmıştı.


3) AMAÇ-SONUÇ TÜMCELERİ (AMAÇ ANLAMI TAŞIYAN TÜMCELER)

Eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiği vurgulanır. Bu tür tümcelerde de "için, diye, üzere" gibi igeçlerden yararlanılır.

Öfkesini yenmek için dışarı çıktı.
Yoksulluktan kurtulmak için şehre göç etmiş.
Kardeşi iyileşsin diye Allah'a dua ediyor.
Bildiklerini anlatmak üzere karakola başvurdu.
Bu sıkıntılara sınavı kazanalım diye katlanıyoruz.
Yabancı dil öğrenmek için kursa gidiyor.

4) KARŞIT ANLAMLI TÜMCELER

Anlam bakımından birbirinin karşıtı olan sözcüklerin kullanıldığı tümcelerdir. Bu tür tümcelerde konu genellikle aynı, fakat konuya bakış açısı değişiktir.

Adamın yüzündeki yumuşak ifade bizimle konuşurken birdenbire sertleşmişti.
Dışarısı günlük güneşlik, sımsıcak, halbuki burada paltolarımız bile bizi ısıtmaya yetmiyor.
Derin boğazlara girdiğinde coşup köpüren ırmaklar, düze inince miskinleşiyor.

5) BİR KOŞULA BAĞLI TÜMCELER

Bazı tümcelerde ana yargının gerçekleşmesi bir koşula bağlanır. Buna göre birinci bölüm (yan yargı) koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (ana yargı).
Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-sE” koşul ekiyle sağlanır. “ise”, “-dİkçE”, “mİ”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanır.

Lodos eserse hava temizlenir.
Ne demek istediğimi, bu kitabı okursan anlarsın.
Yardım edersen işimi çabuk bitiririm.

Babanı gördü mü olanları anlatır.
Sizin için izin alırım, ama erken döneceksiniz.
İki saat sonra dönmek üzere gidebilirsin.
İstediğin arabayı alırım, yeter ki sınavı kazan.
Okula gideceksin ama otobüsle.
Onu gördükçe seni hatırlıyorum.

Bazı tümcelerde aslında istek anlamı vardır, ama yine de ikinci yargının gerçekleşmesi birinciye bağlıdır:

İzin verse de görüşlerimizi açıklasak.
Kar yağmasa da otobüsle gitsek.

Bazen yukarıda belirtilen ekler olmadan da tümcenin kendisinden bu anlam çıkarılabilir:

Konuşma, patlatırım.


6) KARŞILAŞTIRMA TÜMCELERİ

İki kavram, nesne, eser, kişi arasında yapılan kıyaslamaya karşılaştırma denir. Karşılaştırmada benzerlik, farklılık, üstünlük gibi değişik durumlar aktarılır. Yani karşılaştırmanın hangi yönden yapıldığı ortaya konur. Bu durumda benzetme ve karşılaştırma ilgeçleri kullanılır.

Adnan yaşça Ahmet’ten büyük(tür).
Yeni şiirler eski şiirlere göre daha anlaşılır bir dille; ama daha anlaşılmaz imgelerle yazılmaktadır.
Sağlığım geçen haftaya göre daha iyi.
Televizyon da sinema kadar etkilidir.
Bu konuda senden daha bilgilisi yok.
Bu çalışmayla daha iyi bir puan alabilirdin.
Dinlemek de konuşmak kadar önemlidir.
Öğretmen, sınıfın en çok konuşanını öne oturttu.
Öykülerini de okudu; ama bunları şiirleri ve oyunları kadar beğenmedi.

7) OLASILIK TÜMCELERİ

İhtimal, olasılık ve tahmin, bazı verilere dayanarak gelecekteki bir durumu, bir olayı kestirmek, onun olabilirliğini göz önünde bulundurmaktır.
Bu tür tümceler, gerçekleşme şansı, olasılığı, tehlikesi olan bir durumu veya olayı aktarırlar. Olasılık tümcelerinde olayların akışından yola çıkarak sonuç görülmeye çalışılır. Kesinlik taşımayan, öznel yargılardır; tümceyi söyleyenin kendince ulaştığı bir sonuçtur.

Bu kış, şiddetli geçebilir. (bir ihtimal, belki)
Dün beni arayan Hakan olmalı. (büyük ihtimalle odur)
Adnan Bey’in yanındaki kardeşi olacak. (galiba)
Dün evde değildim, Fikret beni aramıştır. (aramış olmalı, büyük ihtimalle)

Ek-eylemin geniş zamanında kullanılan “-dir” eki eylemlerden sonra kullanıldığında tümceye ihtimal, olasılık, tahmin veya kesinlik, güçlendirme anlamları katar.

Bizin eller yeşillenmiştir. (tahmin)
Yurt dışına gidince bizleri unutmuştur. (tahmin, ihtimal)
Sınav iki basamak hâlinde uygulanacaktır. (kesinlik)

Bu eklerin dışında, “belki, galiba, sanırım,sanıyorum, zannederim, sanki, gibi” vb sözcüklerle ve “-ebil-” ekiyle de tümcelere olasılık anlamı katılabilir.

Yarın sizi ziyarete gelebiliriz.
Bu akşam geç kalabilirim.
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Sanıyorum o konu anlatılmadı.
Zannederim bu konuyla ilgileniyorsunuz.
Geç kaldık; sanırım o gitmiştir. (88-ÖYS)

“-e-bil-” yeterlilik bildiren yardımcı eylem olarak olasılık değil gücü yeterlik bildirir:
Öyle deme, ben de ağır işlerde çalışabilirim.(çalışmaya gücüm yeter)


8) EKSİK TÜMCEYİ TAMAMLAMA

Tümce bir yargı birimidir. Bu anlamda kendi içinde bir çelişki taşımamalıdır. Sınavlarda bu konuyla ilgili sorular ya tümcenin kendi içinde tamamlanması ya da bir tümcenin en uygun başka bir tümceyle sürdürülmesi istenmektedir.

Kendi içinde tamamlanması gereken tümcelerde anlam bütünlüğü ve dilbilgisel yapı önemlidir.


ANLATIM YÖNÜNDEN TÜMCE


1) NESNEL ANLATIM

Nesnel: Objektif.

Gerçekliği kanıtlanabilir, bilimsel, ölçülebilir, herkese göre aynı olan; göreceli olmayan; kişilerin duygularına dayanmayan anlatım nesnel anlatımdır.
Nesnel anlatımda ölçülebilir, kanıtlanabilir ve yorumlara yol açmayan bir anlatım vardır. Nesnel anlatımda "bence" ve "bana göre"ye yer yoktur:

Yahya Kemal 20. yüzyılda yaşamış bir edebiyatçıdır.
İstanbul Türkiye’nin en büyük şehridir.

Nesnel anlatım sorularında sürekli “aşağıdakilerin hangisinde nesnellik vardır?” gibi soru kökleri olmayabilir. Kimileyin de “aşağıdakilerden hangisi söyleyenin kişisel düşüncelerini içermemektedir?” veya “yukarıdaki tümcelerin hangilerinde düşünce eksiksiz ve belirli bir kesinlikle anlatılmıştır?” gibi sorular nesnelliğe aittir.

Kitaptaki ilk öykünün konusu köy yaşamıdır.
Oyundaki olaylar bir çiftlikte geçiyor.
Yazar, bu romanından sonra peş peşe altı oyun yazdı.
Romanın sonunda kahramanların hiçbiri umduğunu bulamıyor.
Bu, sanatçının en son çıkan şiir kitabıdır.
Öyküdeki kişilerin dördü kadın, üçü erkektir.
Romanda anlatılanlar Kurtuluş Savaşı yıllarında geçiyor.
Oyundaki olaylar, üç bin kişilik bir kasabada, bir çiftlikte geçiyor.


2) ÖZNEL ANLATIM

Öznel: İzafî, sübjektif, göreli, göreceli...

Öznel anlatımlar, doğruluğu ve yanlışlığı kişilere göre değişebilen, kanıtlanamayan, tartışmalı, öznel, ölçülemeyen, duygulara bağlı, yorumlanabilir, bilimsel olmayan yargılardır.
Bu tür tümcelerde izlenimler, yorumlar, duygular, beğeniler ve kişisel görüşler anlatılır.

Yahya Kemal, 20. yüzyılın en başarılı şairidir.
İstanbul Türkiye’nin en güzel şehridir.
Karadeniz insanı çok inatçıdır.
En güzel kış meyvesi portakaldır.

Hikâyeciliğimizdeki en başarılı dönem o yıllardı.
En güzel yıllarımı o köyde geçirdim.
Şehirde yaşamak köyde yaşamaktan daha zordur.
Öykülerinde bir kuruluk, bir tekdüzelik görülüyor.
Oyundaki dekorlar, seyirciyi o günün ortamına götürerek oyunun etkisini büyük ölçüde artırıyor.

Öznel tümceleri varsayım ve olasılık; yorumlama, yakınma, eleştiri ya da beğeni içeren tümceler gibi öbeklere ayırmak olanaklıdır.

a. Varsayım TümCeleri

Kimi tümceler gerçekte yoktur. Bu tümceler varmış gibi düşünülen durumları anlatabilir. Bu tür tümcelere varsayım tümceleri denir. Varsayım anlamı “diyelim (ki), farz edelim (ki), tut ki, tutalım (ki), kabul edelim (ki)” gibi sözcüklerle sağlanır.

Diyelim ki cüzdanını kaybettin..
Farz edelim okulu bıraktın, ne yapacaksın?
Böyle olduğunu kabul edelim, gururuna yedirebilecek misin?
Tut ki karnım acıktı.
Diyelim ki bu olay gerçek değildir.

İlgi için; bu tümceler ardılı olan tümcelerdir; tamamlanmamış ya da yanıt beklenen tümceler... Eğer “Dileyelim ki bu iş anlatıldığı gibi olmasın.” gibi bir tümce kurulursa, bu varsayım tümcesi olmaz.


b. Yorumlama TümCelerİ:

Bu tür tümcelerde gizli veya düşşel durumlardanden anlam çıkarma söz konusudur.

Son günlerde hiç konuşmuyor, sanki bana gücenmiş.
Kimse beni dinlemiyor, sanki herkes bana cephe almış.
İkide bir karşıma çıkıyor, sanki beni izliyor.(93-ÖYS)
Sanki suçlu benmişim gibi surat asıyorsun.


c. YakInma Bİldİren TümCeler

Bu tür tümceler insanı pişman edecek biçimde sonuçlanmış olaylardan şikayeti dile getirir. "keşke, bari, hiç değilse, hiç olmazsa" gibi sözcüklerle ve "ki" bağlacıyla kurulan tümcelerdir.

Keşke o gün evden çıkmasaydık.
Hiç olmazsa son sınavdan iyi not alsaydın.
Beni düşünmüyorsun bari kendini düşün.
Yüz kere söylesen de anlamaz ki!
Hiç değilse bir kez geç kalma.
Bu kadar fırsat verdik değerlendirmedi ki!


d. ŞAŞIRMA BİLDİREN TÜMCELER

Şaşırma anlamı soru ekiyle de sağlanabilir:

Biraz sonra bir batağın içine dalmayayım mı?
Bizim Ali orada da karşımıza çıkmasın mı?


3) DOĞRUDAN ANLATIM:

Başkalarına ait sözleri söylendiği gibi aktarmaktır.

Ali: "Bu kitabı iki kez okudum." dedi.
Öğretmen:" Bu test sorularını evde çözeceksiniz." dedi.
Dersten sonra etüt yapacağız, dediler.
Başbakan: "Kıbrıs, bizim toprağımızdır." dedi.
Öğretmen, Ali'ye: "Arkadaşına söyle, yarın ödevini mutlaka getirsin!" dedi.

4) DOLAYLI ANLATIM:

Başkalarına ait sözleri değiştirerek, sadece içerik olarak aktarmaktır.

Ali, bana bu kitabı iki kez okuduğunu söyledi.
Yazar, roman kahramanının gerçek hayatta da yaşadığını söyledi.
Annem, akşam eve erken gelmem gerektiğini söyledi.


5) Bİçem TÜMCELERİ

Biçem, sanatçının yazım tekniği (yöntem, tarz, metot), sözcük seçimindeki ve tümce kuruluşundaki kendine özgülük; görüş, duyuş ve anlatış özelliğidir.
Sanat yaptında konu, anlatılan nesneyi; biçem de bunun nasıl anlatıldığını içerir.
Kısacası, sanatçının dili ve anlatım özellikleri onun biçemini oluşturur.

Aşağıdaki tümceler bir sanatçının biçemiyle ilgili tümcelerdir:

Yazarın sade dili, parlak kelimelerle anlatımı bizi esere yaklaştırıyor.
Romancı, roman kişilerinin karakterlerini çizerken onların diliyle konuşmak zorundadır.
Bu ilk öykülerinde sıfatlardan, söz sanatlarından kaçınan yalın dili ve ayrıntıları gözlemlemedeki ustalığıyla dikkati çekti.


6) DOKUNDURMALI ANLATIM:

Tümcenin içerdiği düşüncenin, genellikle alaycı biçimde, karşıtını çağrıştıran anlatım biçimidir.

Takımımız bu haftaki maçında muhteşem bir oyunla 4-0 mağlup oldu.
Çocuk o kadar çalışkandı ki her dönem en az beş zayıf getirirdi.


7) TANIM TÜMCELERİ:

Bir varlığın veya kavramın ayırt edici özelliklerini belirli bir kesinlikle söylemekedir.
Gelgit, ayın çekim kuvvetinin tesiriyle denizin karaya yaklaşması ve karadan uzaklaşmasıdır.
Kafiye, mısra sonlarındaki ses benzerliğidir.
Sanat, hayatı yüceltme ve daha anlamlı kılma çabasıdır.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home